almanca kurslarPlatter’in entegrasyon stratejisi göçmenlerin daha iyi Almanca öğrenmesi gerektiği önerisi dışında, oldukça zayıf. Bu hükümette artık hiç birşey yürümüyor. Bunun en güzel örneklerinden biri de İçişleri Bakanı Günther Platter’in Bakanlar Kurulu’na sunmak istediği entegrasyon stratejisi. Bu ÖVP’nin, özellikle de görevinden ayrılmak üzere olan İçişleri Bakanı’nın başarılı olması istenmediği için bloke ediliyor.

İçişleri Bakanı en çok eleştirildiği noktada aslında haklı: Almanca bilmek tabii ki entegrasyonun ve sosyal alanda yükselmenin anahtarı. Dil kurslarının genişletilmesine nasıl karşı olunabilir? Tabii ki göçmenlerden daha Avusturya’ya gelmeden Almanca öğrenmeleri istenebilir. Kuşkusuz ki ayrıntılar üzerinde görüşülecektir.

Burada göçmenler için şartların ‘’katılaştırıldığından’’ bahsetmek son derece saçma olur. Platter’in istedikleri, çaba gerektirmekle birlikte göçmenlerin yararına olacak şeyler.

Asıl kritik olan Platter stratejisinin geri kalan kısmı, yani eğitim, iş piyasası, ya da konut gibi konulara ilişkin yaklaşımları. Bu konularda sadece bağlayıcı olmayan önerilere yer verilmiş. Örneğin yabancı öğrenci sayısı yüksek olan okullarda, sınıflara düşecek öğrenci sayısının sınırlı olması, ya da yeterli sayıda yardımcı öğretmenin görevlendirilmesi gibi. Böyle bir uygulamaya ne zaman başlanacak? Bunu kim finanse edecek? Buna benzer entegrasyon önerilerinin sonunda bir çekmecede tozlanacağı şimdiden belli.

Yalnız göçmenlerin çaba göstermesini isteyen bir entegrasyon stratejisi biraz zayıf kalıyor. Entegrasyon konusunda devletin de müdahalesini gerektiren iki sektör var: Okul politikası ve konut piyasası. Göçmenlerin birkaç semtte toplanmaları gettoların oluşmasına ve izolasyona yol açıyor. Okullar ise eşit olanaklar söz konusu olduğunda başarısız kalıyor. Viyana Üniversitesi Ekonomi Bilimleri Enstitüsü’nün yaptığı bir araştırmaya göre, ikinci kuşak Türk göçmenlerden yalnızca yüzde dördü, lise bitirme sınavını başarıyor. Üniversite mezunlarının oranı ise sıfır.

Bu konuda yalnız göçmenler için değil, ülke için de birşeyler yapmak gerekiyor. Aksi takdirde iyi eğitim görmeyen göçmen çocukları işsizlik oranı yüksek yeni bir proletarya oluşturacak.

Günther Platter entegrasyon stratejisini desteklemek üzere bir dizi uzman görevlendirdi. Acaba onlar mı yapıcı önerilerde bulunamadı, yoksa Bakan mı bunları uygulamak istemedi? Platter’in göçmenlerden çaba göstermeleri istenilen alanlarda oldukça somut öneriler getirmekle birlikte, devletin entegrasyona katkısı olacağı konularda belirsiz önerilerle yetinmesi, onun bir taktik izlediği kuşkusunu uyandırıyor. Ne de olsa ÖVP içindeki görevi, partinin sağ kanadını memnun ederek, yabancı düşmanı seçmen toplama konusunda FPÖ ve BZÖ ile yarışmak.

Stratejide göçmenlerin entegrasyonu için büyük meblağların gerekeceğine pek değinilmiyor. Bu belki taktik açısından doğru olabilir, ama ülkenin çıkarları açısından yanlış. Bir İçişleri Bakanı’nın bunu da biraz gözönünde bulundurması gerekir.

Martin Fritzl/Die Presse

BOŞ LAF ÇOK, İÇERİK YOK

İçişleri Bakanı başarısızlığını, ‘’entegrasyon stratejisiyle’’ örtmeye çalışıyor

Hükümet yine çıkmaza girdi. ÖVP’li İçişleri Bakanı tarafından önerilen entegrasyon stratejisi önce SPÖ’nün itirazları yüzünden başarısızlığa uğradı. Ancak Platter’in entegrasyon planı söz konusu olduğunda, koalisyonun felce uğradığı şeklindeki alışılagelmiş sızlanmalara gerek yok.

Platter anlaşılan, Tirol eyalet başkanlığına geçmeden önce, görev süresinde yalnızca yabancıları sınırdışı etmekle uğraşmadığını kanıtlamak için alelacele bir taslak hazırlamak istedi. Ortaya birkaç mantıklı fikir dışında içeriksiz bir sürü boş laftan oluşan bir belge çıktı.

Platter’in imzasını taşıyan birkaç somut paragraf, son beş yıldan beri izlenen politikayı yansıtıyor: Yabancılar istemedikleri için entegre olmuyorlar. Kuşkusuz ki bu olmayacak birşey değil, ama göçmenlerin belki de yabancı çevreyi kaldıracak güçte olmadıkları ve toplum tarafından dışlandıkları için, ya da yasaların çıkardığı zorluklar yüzünden entegre olamadıklarını, Tirollü eski jandarmanın kafası anlaşılan almıyor.

Örneğin dil kursları: Göçmenlerin bundan böyle 300 saat yerine 600 saat Almanca öğrenmeleri isteniyor. Ancak yabancıların kesesine uygun kursların sayısı hala çok az.

Dil kurslarının finanse edilmesine ağırlık verileceği belirtiliyor. Ayrıca okullarda yardımcı öğretmenlerin sayısının artırılacağı, ya da yabancılara konut yardımı yapılacağı da, tabii bağlayıcı olmaksızın vaadediliyor. Ancak bütün bunları kimin finanse edeceği belgede yer almıyor.

Aylarca süren tartışmaların ardından bir Bakan’dan noel babaya yazılan mektuptan daha somut bir taslak beklenirdi, öncelikle de geleceğe dönük bu taslağın hükümet tarafından onaylanması isteniyorsa.

Plan ayrıca göçmenlerin Avusturya’ya gelmeden önce Almanca öğrenmelerini de öngörüyor. Ekonomi sektöründe uzman işgücü seçerken böyle bir önlem belki mantıklı olabilir. Ancak küçük bir köyde yaşarken aile birleşimi çerçevesinde eş, ya da babanın yanına Avrupa’ya gelecek olan kadın ve çocuklar için bu boşu boşuna zahmet çıkarmaktan başka birşey değil.

Platter gerçi taslağı tartışmaya açmayı ihmal etmedi, ama aynı zamanda da katı yabancılar yasalarının hiç bir şekilde değiştirilmeyeceğini de kaydetti. Belgede yer alan bazı hükümler tabii ki entegrasyonu engelleyici nitelikte. Örneğin göçmenlerin işsiz kaldıklarında sürekli sınırdışı edilme korkusu içinde yaşamak zorunda bırakılmaları gibi.

Eğer göçmenlerin bundan böyle hangi vasıflara sahip olduğu incelenecekse, gelecekteki içişleri bakanının da aranan özelliklere uygun olup olmadığının aynı titizlikle incelenmesi gerekir.

Gerald John /Der Standard
Yorumlar